dünya etrafı nehirle çevrili düz bir tepsi biçimindedir
B Düşünce, Ailesinin gözünde hâlâ bir Bir devletin egemenliği altında bulu- görüş çocuk olmak canını sıkı- nan toprakların tümü, diyar, memleket yordu. Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava C) Dikkat, ilgi Sınava on beş dakika geç olaylarına bağlı olarak gerçekleşen et- gelince bütün gözler ona kilerin uzun
Bir sokak arkada farklı bir şehir, farklı bir kültür var. Medina’dan çıktıktan sonra günün ikinci kısmında yeni Medina, yani şehir merkezine gidiyorsunuz. Burada görüntü daha farklı tabi, beyaz betonarme yüksek binalar, geniş yollar, motorlu taşıtlar ve bayram olması dolayısı ile süslü püslü giyinip sokaklara
Ermenimimarisindeki temel öğelerin ince bir örneği olan Aziz Gregor kilisesi bir dikdörtgen içine oturtulmuş bir haç biçimindedir ve Ani ovasının tam ortasında ki bu yapı , geç onuncu yüzyıl katedralle 88 RUS C E P H E S İ. rinin klasik bir örneğidir.
AdanaNüfus: 1.934.907 (1990)
3 A bölgesi daha yüksek ve nem azdır. A bölgesinde günlük sıcaklık farkları fazladır. Sayfa- 42- Etkinlik: 1- Toprağın üst kısmında organik madde olmasından dolayı. 2-A katmanı, Çünkü burası besin maddesi yönünden zengin, bitkilere zararlı olabilecek tuz kireç vb. maddelerce yıkanmış, geçirgen kısımdır.
my lecturer my husband season 2 full movie. Kısaca Düz Dünya aslında Dünyanın küre şeklinde olmadığını, Dünyanın yuvarlak bir tepsi şeklinde olduğunu ortaya koyan bir düşüncedir. Bu yazı ortaçağ avrupası ve günümüzde Dünyanın nasıl değerlendirildiği üzerinde açıklamalar içerir. ...devamı ☟
Abone Ol KUTSİ AYBARS ÇETİNALPGünümüzde süren yaygın bir kabule göre Ortaçağ’da insanlar dünyanın bir tepsi gibi düz olduğuna inanıyorlardı. Hatta Columbus’a karşı sunulan argümanların da bu yönde olduğu, şayet batıya yelken açarsa Dünya’nın “kenarından” aşağıya düşeceği iddia ediliyordu. Peki, Ortaçağ’da gerçekten Dünya’nın düz olduğuna inanılıyor muydu ya da Columbus’a karşı çıkanların argümanı bu muydu? Hayır, Ortaçağ’daki genel görüş dünyanın küre şeklinde olduğuydu. Hatta Dünya’nın küre şeklinde oluşu, günümüzdeki “düz Dünyacı” maskaralığının aksine Ortaçağ’da pek de şüpheyle yaklaşılan ya da karşı çıkılan bir konu değildi. Dünya’nın küre şeklinde olduğu Eskiçağ’dan beri biliniyordu. Pythagoras’tan MÖ 570-495 Ptolemaios’a MS 100-170 kadar pek çok isim bunu bazen felsefi çıkarımlarla bazen de matematiksel verilerle ifade etmiştir. Örneğin, Eratosthenes MÖ 276-194 meşhur deneyiyle Dünya’nın çevresini stadion yani km olarak bulmuştur 1 Olimpik stadion=185 m.. Bu, günümüzdeki km’lik hesaba göre %16’lık bir hata payına sahiptir. Erken kilise babaları arasında Lactantius 245–325, Ioannes Khrysostomos 344-408 gibi düz dünya görüşüne sahip olanlar vardı. Bunlar argümanlarını genellikle kutsal metinlere dayandırıyorlardı. Örneğin, Kosmas Indikopleustes ca. 6. yy düz Dünya tasvirini Eski Ahit’teki ahit sandığına dayandırıyordu. Bu tarz görüşler pek etkili olmamış ve kabul görmemiştir. Augustinus 354-430, Hieronymus 347-420 gibi kilise babaları ise Dünya’nın küresel olduğunu savunuyordu. 476’da Batı Roma’nın yıkılması Avrupa’yı klasik kaynakların birçoğundan kopardı. Doğu Roma ve İslam uygarlıkları bu kaynaklardan mahrum değillerdi. Zira 19. yüzyılda ortaya çıkan Ortaçağ düz Dünyacılığı mitinin odak noktası da Avrupa’ydı. Karanlık Çağ olarak adlandırılan Erken Ortaçağ’da Bede 672-735 bir yıl içindeki gün süresi farkından yola çıkarak dünyanın küre şeklinde olduğunu öne sürmüştür. Eski Yunan ve İslam kaynaklarının 11. yüzyıl itibariyle Avrupa’ya tekrar girişiyle dünyanın küre olduğu görüşü daha fazla bahsedilir oldu. Bacon 1214-1292, Aquinas 1225-1274 gibi büyük isimler de dünyanın küre olduğunu söylüyordu. Hatta Dante’nin 1265-1321 Inferno’su ve Mandeville’in Seyahatnamesi gibi daha genele hitap eden edebi eserlerde de bundan bahsediliyordu. 13. yüzyılda yazılmış ve üniversitelerin müfredatında yer alan “De Sphaera Mundi” yine küresel bir Dünya’dan bahsediyordu. Berthold von Regensburg’un 1220-1272 Almanca verdiği vaazlarında küresel Dünya betimini kullanması bu bilginin halk tarafından da bilindiğini gösterir. Deniz yolculuğuyla dünyanın etrafının dolaşılabileceği ve yine aynı noktaya gelinebileceği biliniyordu. Nitekim Columbus’a yapılan eleştiriler Dünya’nın düzlüğüyle ilgili değil Avrupa ve Asya arasındaki mesafenin uzunluğuyla ilgiliydi. Özetle, Ortaçağ’a atfedilen düz Dünyacılık 19. yüzyılda şekillenmiş romantik bir görüştü. Günümüzdeki düz Dünyacılık ise 20. yüzyılda ortaya çıkmış bir maskaralıktır. Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun
Dünyanın boyutunu merak ettiğimizi ve çevresini hesaplamak istediğinizi varsayalım, bunu nasıl yapabilirdiniz? Günümüzde bunu yapmak elbette çok kolay. Basit bir sorgu neticesinde dünyanın çevresinin km olduğunu biliyoruz. Ancak antik çağlarda olsaydınız bunu nasıl ölçebilirdiniz? Birisinin hiç bilgisayar kullanmadan Dünya’nın çevresini doğru bir şekilde tahmin etmesi nasıl mümkün olur? Bundan yaklaşık 2250 yıl önce Eratosthenes adında cesur ve usta bir matematikçi bunu dönemlerde astronomi çalışmalarında karmaşık cihazlar kullanılmazdı. Kişilerin ellerindeki tek araç kitaplar ve gözlem yetenekleri idi. Ayrıca bazı problemlerin üstesinden gelmek için entelektüel yeteneğe sahip olsalar bile, ilk bilim adamlarının çoğu sosyal ve dini geleneklerle savaşmak Mısır’ın kuzeyindeki Nil deltasında, Büyük İskender tarafından kurulmuştu. Bu yer o çağın edebiyat, araştırma ve bilim alanlarında en büyük yeteneklerini, kısmen büyük kütüphanesi sayesinde kendine çekmişti. Bu kütüphanenin başında da Eratosthenes vardı. Eratosthenes bir Yunan matematikçi ve İskenderiye Kütüphanesi’nin baş çevresini belirleme yöntemi, geometrinin zarif bir uygulamasıydı. Bazı varsaymalar ile işe başlamasına rağmen elde ettiği sonuçlar şaşırtıcı bir biçimde doğruydu. Üstelik bunu oldukça kısa bir zamanda basit hesaplamalar ile Dünyanın Çevresini Nasıl Ölçtü?Eratosthenes’in ayak izlerini takip ederek, Dünya’nın büyüklüğünü, gnomon Güneş saati kadranı adı verilen esasen düz bir yere dikilmiş dikey bir çubuk yardımıyla bulabiliriz. Bu çubuk Güneş’in gökte ilerlerken düşürdüğü gölgenin izlenmesini sağlar. Gnomon pusula görevi de görür, çünkü öğle vakti gölge tam kuzeyi Güneş’in yüksekliğini belirlemekte de kullanılırdı. Tek yapılması gereken şey, gölgenin ve çubuğun uzunluklarını ölçmektir.. Bu ölçümlerle orantılı bir dik üçgen yardımıyla gölgenin karşısına rastlayan açı hesaplanabilir. Bu açı da Güneş’in doğrultusunun başucu doğrultusundan dikey doğrultudan ne kadar saptığını gösterir. Gnomonun kullanımı Eratosthenes ve çağdaşları tarafından iyi bilinmekteydi. İskenderiye Kütüphanesindeyken Eratosthenes, Güney Mısır’da, bugünkü Asvan yakınlarındaki Syene kasa basında çok değişik bir özelliğe sahip bir kuyu olduğunu öğrendi. Kuzey yarımküredeki en uzun gün olan 21 Haziran’da tam öğle vakti, Güneş doğrudan olarak kuyuya geliyor ve en aşağısına kadar her yeri aydınlatıyordu. Eratosthenes, Güneş’in 21 Haziran’da tam tepede olduğunu ve bu yüzden kuyuyu tamamen aydınlattığını fark etti. Ancak bu olay birkaç yüz kilometre kuzeyde olan İskenderiye’de hiç olmuyordu. Bugün bu kuyunun, Güneş’in ışınlarını 21 Haziran’da dik olarak alan Yengeç dönencesinde olduğunu hem Syene’e hem de İskenderiye’ye dik ışınlar göndermemesinin sebebinin Dünya’nın eğimi olduğunu bilen Eratosthenes, bu olaydan yola çıkarak Dünya’nın çevresini ölçebileceğini daha sonra İskenderiye’de yaz gündönümünde öğle vakti bir sopanın gölgesinin açısını ölçtü. Sonucun yaklaşık 7,2 derece yani tam bir çemberin yaklaşık 1 / 50’si kadar bir açı yaptığını buldu. İskenderiye ile Syene arasındaki mesafeyi bilseydi, Dünya’nın çevresini artık kolayca hesaplayabilirdi. Ancak o zamanlar da bu elbette kolay bir iş Çevresinin Hesaplanmasıİskenderiye ve Syrene arasındaki mesafe = D kilometre; Dünya’nın merkezinde gördükleri açı= derece ve Çemberin toplam açısı= 360 derece ise Dünyanın Toplam Çevresi= 360/ x D kilometre formülü ile bulabilir. Kaynak arasındaki bazı mesafeler, bir deve kervanının bir şehirden diğerine seyahat etmesi için geçen süre ile ölçülürdü. Ancak develerin farklı hızlarda dolaşma ve yürüme eğilimi vardır. Bu ölçümün kesinlik olasılığı düşük olduğundan kullanılması mümkün değildir. Bu nedenle Eratosthenes, eşit uzunlukta adımlarla yürümek için eğitilmiş profesyonel araştırmacılar olan bematistleri işe aldı. Syene’nin İskenderiye’den yaklaşık 5000 stadyumda olduğunu mesafeler o çağda stadion denen birimle bir stadyumun boyu ölçülürdü. Bir stadionun değeri 600 ayak olarak kabul edilirdi. İki kent arasındaki uzaklık bugünkü ölçülerle kabaca 800 km civarına denk gelmektedir. Şimdi yapılması gereken bu sayıyı 50 ile çarpmaktır. Bu durumda Dünyanın çevresi yaklaşık kilometre kadar olacaktır. Şaşırtıcı bir biçimde, gerçek çevre bu tahminden sadece 66 kilometre daha büyüktür!Eratosthenes’in Ölçümleri Ne Kadar Doğru?Dünya’nın çevresini hesaplayan Eratosthenes 276-195Eratosthenes’in yönteminde elbette o dönemin şartlarından kaynaklanan bazı noksanlıklar var idi. İlki Güneş doğrultusuyla dikey doğrultu arasındaki açı o devirde ancak yaklaşık olarak ölçülebilirdi. İkincisi, Assuan’ın İskenderiye’ye göre tam tamına değil ancak kabaca güneye düşmesidir. Üçüncüsü, iki kent arasındaki uzaklığı tam olarak ölçmenin çok güç, hatta olanaksız tahmininin, bilimsel açıdan kesin bir ölçümden çok bir “göz kararı ölçüm” olduğu kabul edilir. Hesaplama biraz hatalı olsa da, bu ilkel teknik yalnızca %0,16’lık bir hatayla bize bir cevap vermişti. Bu değer, bir dolaysız yaklaşımın kesinlikle olanak dışı olduğu durumlarda, kullanılan basit ama zekice geometrik akıl yürütmenin başarı sağlama yeteneğine çarpıcı biçimde tanıklık ve İleri Okumalar Eratosthenes Measures the Earth; Bağlantı and the Size of the Earth; Bağlantı
beyaza siyah, karaya ak diyen zihniyete yakışır bir iddia dikkate değer bir iddiadır, zira sadece düz denerek konu geçiştirlememiş, denizlerdeki suyun kenardan dökülmemesi tepsi formundaki kenar yüksekliği ile içinden gelcek münasebetsiz sorular da bu amprik bilgiyle bertaraf edilir. uzerindeki her turlu mahlukatin garnitur veya tuzluk olmasini gerektiren sav.. savunmak için bide üstüne "ne biliyosun tepsi şeklinde olmadığını, gördün mü?" diyen kimseler vardır ki, onların da kafası armut biçimindedir. benimki de metre ne tepsisi ya altıgen bu kadar cahil cühela konuşulmaz arkadaş ya. ve 5 liraya satılır. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Pisagor ,Aristo ve Anaxagorası'ın kemikleri kaldıysa onları sızlatacak türden bir iddia ortaya atıldı. tarihlere dayanan ve yuvarlak olduğuna inandığımız bu kavanoz dipli gezegen gerçekte düz müydü? Ünlü astrofizikçi Neil Degrasse Tyson' a göre bu bir deli saçması. 2017'nin sonlarına geldiğimiz şu günlerde hala insanların kıçlarından bilim uydurmasına çok kızıyor ve özgür bireyler olarak istediğimize inanabileceğimizi hatırlatıyor bizlere. Gelelim teori kısmına. Murph ve Suni ufuk çizgisi. Jiroskop. Bugün uçaklarda ve gemilerde hatta uzay mekiklerinde kullanılan, çoğumuzun filmlerden aşina olduğu, ortasından kesik çizgilerin geçtiği ve hacı yatmaz misali tüm yönlere hareket eden bir alet. Ağırlık merkezi sabit olan bu düzeneği üç boyutlu bir hacıyatmaz olarak düşünebilirsiniz. Sağ, sol , yukarı ya da aşağı ne yöne hareket ederse etsin ağırlık merkezi sabit kalan bir düzenek. Dave Murph'e göre bu dünyanın düz olduğunun bir kanıtı. Çünkü gezegenin her yerine seyahat eden uçaklar kuzeyden güneye hareket ettiklerinde jiraskobun ortasında bulunan çizgi geriye doğru dönmeli. Ancak gerçekte dönmüyor. Tüm seyahatlerinde çeşitli pilotlarla konuşan Dave, jiroskobun böyle bir hareketinin olmadığını gördü. Bu düzeneği üreten fabrikalarla iletişime geçti ve jiroskop üzerinde hiçbir elektronik devrenin olmadığı, tamamen mekanik bir düzenek olduğunu doğruları. 2. Eğitim Sistemi Çocukluğumuzdan yetişkinlik sürecine kadar evreni ve kainatı kendi deneyimlerimizle tanımlamamıza asla izin verilmediği ve sorduğumuz her soruya sözde bilimsel cevaplar alarak kandırıldığımızı savunuyor Dave Murph. Şu soruyu hepimiz bir zamanlar sorduk "Hocam dünyanın altında yaşayanlar neden uzay boşluğuna düşmüyor?" "Çünkü yer çekimi var evladım aptal mısın?" Tarzında. Sonra tatmin olmuş bir şekilde oturduk kaba etimizin üzerine. Peki gerçekte öyle miydi? 3. Kutup Yıldızı Hem güneşin hem de kendi etrafından dönen bir gezegenden yıldız hareketlerini takip etmek kolay bir iş olmasa gerek. Dave'in iddiasına göre dünyanın düz olduğunu kanıtlayan bir yıldız var. Kutup yıldızının hareketleri kusursuz dairesel hareketler içeriyor ve hem kendi ekseni hem de güneşin çevresinde dönen bir gezegenden bu denli kusursuz dairesel hareketleri gözlemlemek imkansız. Yani buradan hareketle dünya dönmüyor. 4. Bedford Düzey Deneyi 1800'lü yıllarda Samuel Rowbothom tarafından gerçekleştirdi. 6 mil uzunluğunda düz bir kanala arkasında bayrak olan bir bot yerleştirdi. Kanaldan 8 inç yukarı bir teleskop yerleştirerek botu gözlemledi. Buraya kadar olan kısım normal. Günümüzde kullandığımız trigonometrik formüllere göre dünyanın kıvrımı mil başına 8 inçtir. Buradan hareketle 6 mil düz bir kanalda ilerleyen bir tekne ufuk çizgisinin 16 adım altında gözlemlenmesi gerekir. Ancak Rowbottom'ın deneyinde öyle olmadı. Tekne kabak gibi teleskoptan gözlemlendi. Ben demiyorum. Dave Murph diyor. 5. Dünyanın Gözlemlenebilir Kıvrımı Var Mı ? Neil Degrasse Tyson' a göre yok. Sebebi ise asla yeterli yüksekliğe çıkamayacak olmanız ve dünyanın yüzeyinin insanın maksimum uzaklık görüşü olan 3 milden çok daha geniş olması. Dave Murph'e göre bu bir yalan ve nesnelerin ufuk çizgisinden kaybolmadığı, gerçekte bir ovallik ve ekvatoral sapmanın olmadığı yönünde. Yüksek yakınlaştırma özelliğine sahip kameralarla yaptığı araştırmada ufuk çizgisinde kaybolan teknelere kamerasını yaklaştırdığında, aslından teknelerin ufuk çizgisinin altına düşmediği, teknelerin bizim gözlemleyebileceğimiz görüş açısından çıktığını fark ediyor. Özetle bir kıvrım yada ufuk çizgisinin altına düşme gibi bir gözlem yok. Çünkü dünya düz. Ben söylemiyorum tabi. 6. Biraz derine inelim NASA ve Yalanları Dave Murph şimdiye kadar dünyanın uzaydan çekilen bir fotoğrafının olmadığını savunuyor. Yani gerçek bir tane. NASA tarafından kendi internet sitelerinde yayınlanan tüm fotoğraflar sahte. Çoğu fotoğrafın üzerinde yaptığı araştırmalar sonucunda görüntülerin üzerinde ciddi şekilde photoshop yapıldığı yani görüntülerle oynandığını iddia ediyor. ABD'den sonra uzaya çıkıp oralarda buralarda istasyon kuran diğer ulusların yayınladığı fotoğraflar ise Dave' e göre daha da sahte. Daha da feyk. 7. Challanger Uzay Mekiği Kazası Teoriye göre ortada bir uzay mekiği yok. 1986 yılında uzaya fırlatılan şey aslında bir uçak. Kalkışından 73 saniye sonra havada patlayan mekiğin 7 pilotunun hayatını kaybettiği biliniyor. Ancak bu pilotlardan 6'sının hala hayatta olduğunu fotoğraflarla kanıtlanmıştır. 8. Disney ve NASA. Ne alaka? Ne alaka demeyin. Ben zaten NASA adlı kurumun açıkladığı ya da yayınladığı hiçbir bilgiye itibar etmiyordum. Bu teoriden öncede fikrim bu yöndeydi. Gerçekte konuşulan ise bu iki kurumun birbirine çok yakın çalıştığı. Ay'a inen ilk uzay mekiğini ise birlikte çektikleri yönünde iddialar var. Bu şehir efsanesini zaten yakından biliyorsunuzdur. Uzayda dalgalanan Amerikan bayrağı, Ay'daki ayak izi Öte yandan. Uzay mekiğinin Ay'dan havalanırken çekilen görüntüleri var ki, o kamerayı kim tutuyormuş dedirtir insana. NASA " efendim onu uzaktan kumanda ettik." diyor ancak o yıllarda dünyadan Ay'a gönderilen bir sinyalin saniyeler sonra kameraya ulaştığı, gerçekte mükemmel şekilde mekiğin hareketini yakalayamayacağı hiç konuşulmuyor. 9. Sıkı tutunalım Dışarıda Gezegenler ve Uzay yok. Şimdiye kadar uzayla ilgili olan tüm bildiklerimizi unutmamıza yol açacak teorinin etkili halkalarından biri. Aslında bir hiçlik teorisi bu. Truman Show'un bir başka biçimi belkide ta kendisi. Sizi bilmem ama ben ortaya atılan iddia ne derece manyakça olursa olsun bir yerinden ilgilenmeye çalıştım hep. Antibiyotiğin keşfi de marjinaldi. Çok uçuktu. Ancak 18 yüzyılda bu tedaviyi istemeyen birçok dangalak şuanda araçlarımızda fosil yakıt olarak çalışıyorlar. Yani bir parça daha meraklı olalım. Söylenenleri bulunduğumuz çağa ve teknolojiye göre yargılamayalım. Hemen çöpe atmayalım. Benim önerim bu yönde. Teori neye yönelirse yönelsin bize anlatmaya çalıştığı şey hep aynı. İnsanlardan gizlenen bir şeyler hep var. Faturalarımız ödeyip savaşlarda ölüp evliliklerde çocuk yaptığımız sürece kimsenin sonumuzu getireceğini sanmıyorum çünkü bu şekilde bazı sistemlerin işleri gayet tıkırında. Bu yazıyı okurken sağınıza ya da solunuzdaki insana bakın. Şuan okuduklarınızla hiçbir alakası yoktur. Merak bile etmiyordur. İşte onlar bu toplumda olduğu sürece sözde bir gerçek varsa onu asla öğrenemeyeceğiz. Her şeye rağmen en içten dileklerimle. Sertan Comertel
dünya etrafı nehirle çevrili düz bir tepsi biçimindedir